Seken Düşünceler

Yoksa başlığı Google Kara Deliği mi koysaydım acaba? Zira arama kutucuğuna yazdığınız her şey sizi bir boşluk içine çekiveriyor ve okudukça okumaya başlıyorsunuz. Fakat üç sorun var. Bir, bu okumaları akılda tutmak neredeyse imkansız. Yani faydası ne? Buradan ikinci soruna geliyoruz faydasını kestiremediğin bilgiyi ne yapacaksın? Hatırlamakta bile zorlandığın bilgiyi nasıl tasnif etmelisin ki ona“Seken Düşünceler” yazısının devamını oku

Dünya’yı bir günde temizleyebilir miyiz?

Sosyal medyayı doğru kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. O kadar yoğun bir bilgi akışı var ki, hangi organizasyona dahil olacağımızı, hangisinin güvenilir olduğunu anlamak için yapacağımız araştırmalar bile epeyi zamanımızı alıyor. Geçen hafta karşıma bir sosyal medya paylaşımı çıktı. Aynı bilgi TEMA Bursa ve Mudanya Belediyesince de paylaşıldı. Konu bir günlük bir temizlik organizasyonuydu. Ben de projenin“Dünya’yı bir günde temizleyebilir miyiz?” yazısının devamını oku

Sıradan İnsanın Sıradan Hayatını Anlatan Adam

Beğendiğim, ben de iz bırakan yazarların, önemli kişilerin mutlaka doğum ve ölüm tarihlerine bakarım. Kaç senelik bir ömürde neler yapmışlar diye. Kendime pay çıkarayım diye. Orwell de onlardan biri. Her ne kadar en sık kullanılan fotoğraflarında yaşı epeyi büyükmüşçesine dursa da (eh ne de olsa yıpratıcı bir dünya zamanına denk gelmiş. Birinci Dünya Savaşı, İspanya“Sıradan İnsanın Sıradan Hayatını Anlatan Adam” yazısının devamını oku

Yolda olmak ve insanlara güvenmeyi öğrenmek üzerine

didem_mollaogcc86lu_ses_teaser_fotogcc86rafli Didem’i Instagram sayesinde tanıdım. Zamanında uzak diyarlara yaptığı uzun yolculuklarını paylaşıyordu. Tesadüfen yol Mudanya’da kesişti. Ben ve eşim Mudanya’da yaşayabilir miyiz diye sık sık gelip gidiyorduk. O ise yeni bir hayat için, öğrenmek üzere Mudanya’daydı. Sonra biz Mudanya’da yeni bir hayat başlangıcı yaparken, Didem yoluna, yolculuğuna devam etmek üzere Mudanya’dan ayrıldı. Yol Yolcu Yolculuk“Yolda olmak ve insanlara güvenmeyi öğrenmek üzerine” yazısının devamını oku

Yazmak için bahane

Ne zamandır yazmak için bir disiplin oluşturmaya çalışıyorum. Dağınıklığım bitsin, yarım kalmış defterler olmasın, o yarım kalmış defterlerdekileri bir düzene oturtabileyim istiyorum. Elbette istemek başka, yapmak bambaşka. Hayranım disiplinli şekilde yazanlara. Hoş etrafımda, tanıdıklarımdan gayet düzenli yazan, disiplinli insanlar var. O direnç var ya, ayak sürümeme sebep. Yazmamak, odaya çıkmamak, çıksam da masa başına oturmamak,“Yazmak için bahane” yazısının devamını oku

Silinemeyen Kayıt

Zaman çabuk geçiyor.  Öyle mi acaba? Geçerken neler oluyor? Siliyor mu bazı şeyleri, küllendiriyor mu? Öyle olmasını umardım. Annemin ölümü sonrası yazmayı çok istedim. İlk kez karşılaştığım böylesi bir kaybın acısı o kadar sarsıcıydı ki, yazmadan durarak küllenmesini beklemek, zamana teslim olmak en iyi çözüm gibi geldi. Halbuki o duyguları, o günkü gibi hissederek yaşamak“Silinemeyen Kayıt” yazısının devamını oku

Yol, Yolcu, Yolculuk

Epeyi zamandır kafamı kurcalayan, ama bir türlü sakince düşünemediğim, yazamadığım, cevaplamakta da zorlandığım sorular vardı. Gitmek mi zordu, yoksa kalmak mı? Giden mi cesurdu, yoksa kalan mı? Göçebe bir hayat mı, yoksa kök saldığımız bir yer mi daha iyiydi? Tebdili mekânda ferahlık var diyen büyüklerimiz, elbette boşuna etmemişler bu cümleyi. Demek hareket kaçınılmaz. Demek yol(lar)“Yol, Yolcu, Yolculuk” yazısının devamını oku

Covid’le on hafta…

Bahar geliyordu, kışın gri havası arkada bırakılacak, yaşam canlanacak, yüzler gülecek, gidebilenler tatil programları yapacaklardı. Ama ne oldu? Hiç akla, hayale gelmeyecek bir şey oldu ve birden hepimiz şehrin orta yerinde dört duvar arasında sıkışıvermiş bulduk kendimizi. Ne yapacağımızı bilemedik. Eski salgınlardan dem vurarak bir şeyler anlattılar televizyonlarda; hikaye tabii. Dün dündür, bugün bugün. O“Covid’le on hafta…” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın